Balık Bir Kültürdür, Bir Zaman Meselesidir
Türkiye’de balık genelde tezgâhta konuşur.
Fiyatıyla, kilosuyla, “abi bugün taze” sözüyle…
Ama balık tezgâhta başlamaz.
Balık; denizde başlar, teknede şekillenir, karada ya değer kazanır ya da kaybolur.
Bugün Türkiye’de balıkla ilgili en büyük sorun balık azlığı değil, bilgi eksikliğidir.
Bir balığın kaderi, oltaya ya da ağa takıldığı anda değil;
belirlenir.
Aynı balık, doğru zincirde üst seviye bir ürün olur. Yanlış zincirde ise sadece “balık” kalır.
Çünkü çoğu zaman şu sorular sorulmaz:
Balık sessiz bir üründür.
Yanlış yapılırsa şikâyet etmez, sadece kalitesini kaybeder.
Balıkhanem, “balık satmak” için değil; balığın değerini korumak için kuruldu.
Biz balığa şuradan bakıyoruz:
“Denizden çıkan bir ürün, doğru işlenirse kıymetlidir.”
Bu yüzden Balıkhanem’de:
Gerçek tazelik:
ile anlaşılır.
Balıkhanem’de balık:
“Abi bu taze” denilerek değil,
ölçülerek satılır.
Hayır. Yanlış dondurulmuş balık kötüdür.
Doğru zamanda,
doğru teknikle,
şoklanmış bir balık;
çoğu zaman yanlış muhafaza edilmiş “günlük” balıktan daha iyidir.
Bu yüzden Balıkhanem’de dondurulmuş ürün:
hazırlanır.
Evinde balık pişiren biriyle,
bir şefin ihtiyacı aynı değildir.
Bir restoran için:
önemlidir.
Bir ev mutfağı için:
ön plandadır.
Balıkhanem, bu ayrımı bilir.
Ve ikisine de aynı ciddiyetle yaklaşır.
Balıkhanem;
beslenen bir tedarik aklıdır.
Amacımız:
En ucuz balık olmak değil.
En doğru balık olmak.
Balık hızlı tüketilir ama
güven yavaş kazanılır.
Biz bu yüzden acele etmiyoruz.
Her gün aynı disiplini, aynı standardı koruyoruz.
Çünkü biliyoruz:
Balık bir üründür,
ama doğru balık bir imzadır.